Sidebar Ad

Meme Kanseri Olma Olasılığı Nedir ?

0

Meme kanseri olma olasılığım nedir?

Meme kanseri riskini tanımlamak için kullanılan istatistiklerle insanin kafasının karışması son derece doğaldır.Pek çok insan herhangi bir zaman meme kanseri tanısı konması olasılığının dokuzda bir olduğunu düşünür. Bu insanlar sekiz başka insanla ayni odada bulundukları takdirde , o yıl içinde içlerinden birinin meme kanseri olacağını sanır. Bu gerçek değildir. Çoğunlukla kullanılan dokuzda bir istatistiği bir kadın için bir yıl içindeki riski değil, tüm yaşam boyu riskini belirler. Bu da örneğin kadınlar için ortalama yasam suresi 70 kabul edilirse, bu yasa gelinceye kadar ki risk dokuzda bir anlamını taşımaktadır. Bunu bu şekilde ortaya koyduktan sonra belirli yas grupları için hastalığa yakalanma riskini bilmek anlam kazanmaktadır.

Herhangi bir yaş için meme kanseri gelişmesi riski aşağıdaki gibidir.

30 yasin altında 5900 kadında bir
31-35 yas arası 2300 kadında bir
36-40 yas arası 1200 kadında bir
41-50 yas arası 590 kadında bir
51-60 yas arası 420 kadında bir
61-70 yas arası 330 kadında bir
71-80 yas arası 290 kadında bir

Meme kanseri için risk faktörleri nelerdir?
  • Yaş: Meme kanserlerinin büyük bir çoğunluğunda ilk tanı 50 yaşın üstündedir.  

  • Aile hikayesi: Bir veya daha fazla birinci derece akrabada meme kanserinin varlığı önemli bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabalar anne, kız çocuğu ve kız kardeştir

  • Hiç doğum yapmamış olması veya ilk doğumu 30 yaşından sonra yapmış olması

  • İlk adet görme yaşının küçük (12 yaşından önce) olma

  • Adetten kesilme yasinin yüksek (55 yasından sonra) olması

  • Şişmanlık

  • Diğer memede kanser olması

  • Göğüs duvarına önemli derecede radyasyon almış olmak

  • Daha önceden tanı konmuş rahim veya yumurtalık kanserinin varlığı

Diğer olası risk faktörleri arasında alkol alımı, uzun yıllar doğum kontrol hapı kullanılması, menopozda sonra östrojen kullanılması sayılabilir. Bu sayılanlarla meme kanseri gelişimi arsındaki ilişki tam olarak belgelenmiş değildir.

Meme sağlığımı kontrol etmek için ne yapmalıyım?

Düzenli olarak meme filminizi çektirin. Dünyada en çok kabul gören uygulama 40 yas civarında ilk meme filminin çekilmesi ve bunun 50 yasına kadar iki yılda bir, 50 yasından sonra her yıl tekrarlanmasıdır.
Düzenli olarak doktor kontrolünden geçin. Eğer 40 yasin üzerindeyseniz doktorunuz tarafından yılda bir kez meme muayenenizin yapılması gereklidir. Meme muayenesi olağan sağlık kontrolünün bir parçasıdır.
Kendi memenizi ayda bir kez kontrol edin.

Bir meme problemi için ne zaman doktora gitmeliyim?

Eğer kendi vücudunuzu ve memenizi tanıyorsanız normal olmayan bir şeyler olduğunda bunun kolayca farkına varabileceksiniz demektir. Unutmayın ki pek çok kadında memeler adet dönemlerinde doğal olarak değişiklikler göstermektedir. Yani adet yaklaşırken memelerde hassasiyet ve büyüme olması hatta içinde bazı küçük kitlelerin ele gelmesi pek çok kadın için normal bir durumdur. Bir kadının ilk defa kendi kendine meme muayenesi yapması esnasında şaşkınlığa düşmesi normaldir. Çünkü kendi memesi için neyin normal olduğunu söyleyebilmek güçtür. Zaman geçtikçe memenin içindeki hangi kitlelerin normal olduğunu anlayacak ve eğer bir kitle mevcutsa bunun yeni bir kitle olduğunu hemen bilebilecektir. Değişik büyüklük ve kıvamda veya daha önce olmayan yeni bir kitle fark ettiyseniz bunu izleyip üzerinden bir adet dönemi geçtikten sonra hala sebat ediyorsa bir doktorun değerlendirmesini isteyiniz.Eğer adetten kesildiyseniz doktora müracaat etmekte gecikmeyiniz.

Ağrı çoğunlukla meme kanserinde görülen bir belirti değildir. Ağrının varlığı genellikle kistlerin varlığıyla veya adet dönemleriyle ilgilidir.

Mememde bir kitle veya meme basından akıntı olduğu zaman ne yapmalıyım?

Eğer bu durumlar mevcutsa hemen bir doktorun değerlendirmesini isteyin. Bu anılan belirtiler acil hastalık statüsüne girmez, ama mümkün olan en kısa zamanda doktor değerlendirmesi gerektirir. Meme basından akıntı her iki memeden ve süt benzeri ise büyük bir ihtimalle hormonsal değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Akıntı tek memeden ise , kanlı veya berrak ise ciddi olabilir. Her iki halde de doktor değerlendirmesi şarttır.

Ailemde meme kanserli birinin varlığı bende meme kanseri olması sansını ne kadar etkiler?

Soyaçekim ile ilgili olan meme kanserleri tüm meme kanserlerinin %10 undan azdır. Diğer bir deyişle ailesinde meme kanseri olmayan hastalar çoğunluktadır. Eğer birinci derece akrabalarınızdan birinde (anne, kız çocuğu veya kız kardeş) meme kanseri varsa , sizde de meme kanseri riski yüksek demektir. Eğer birinci derece akrabaların bir veya birkaçında her iki memesinde, özellikle menopozdan önce ortaya çıkmış meme kanseri ortaya çıkmışsa,
bu durum kalıtsal olarak nakledilen meme kanserinin varlığını gösteriyor olabilir. Sizin ve ailenizdeki diğer kadınların meme kanseri risklerinin tespitinde bir genetik danışman size yardımcı olabilir.

Genelde kabul edilen risk artışları su şekilde özetlenebilir;

  • Birinci derece bir akrabada premenopozeal dönemde tanı konmuş tek taraflı meme kanserinde risk artışı normalin üç katı

  • Birinci derece bir akrabada postmenopozeal dönemde tanı konmuş tek taraflı meme kanserinde risk artışı normalin bir buçuk ila iki katı

  • Birinci derece bir akrabada premenopozeal dönemde tanı konmuş iki taraflı meme kanserinde risk artışı normalin dokuz katı

  • Birinci derece bir akrabada postmenopozeal dönemde tanı konmuş iki taraflı meme kanserinde risk artısı normalin üç ila beş katı

Kistik hastalık nedir ve bende meme kanseri gelişmesi riskini nasıl etkiler?

Fibrokistik meme hastalığı halk arasında çoğu artmış meme kanseri riski taşımayan ; içi sıvı dolu kistler, nodüler yapıda ağrılı meme ve fibroadenoma denilen iyi huylu tümörü tarif etmek için kullanılır. Komplike olmayan fibrokistik hastalık ve basit fibroadenomlar meme kanseri riskinde artış söz konusu değildir. Artmış meme kanseri riski ile birlikte olan tek fibrokistik meme hastalığı atipik hiperplazi ile birlikte olanıdır. Bunu da şüpheli durumda doktorunuzun aldığı parçanın patoloji uzmanı tarafından incelenmesi oraya koyacaktır.

Bana iğne biyopsisi (iğne aspirasyonu) yapacaklar. Bunun anlamı nedir?

Bir iğne aspirasyonu veya iğne biyopsisi yapılacağı zaman doktor ilk önce bir uyuşturucu iğne ile tespit edilmiş olan tümörün üzerindeki deriyi uyuşturur. Sonra ucuna enjektör takılmış daha büyük bir iğneyle bu uyuşturulan bölgeden tümörün içine girilir. Sonra şırınganın pistonu geri çekilir ve bazı olgularda şırınganın içine meme sıvısı dolar. Bu işlem esnasında fazla bir sıvı gelmemesi haline sik rastlanır ve bu durum meme kanseri vardır anlamına gelmez.

Memedeki kitlenin incelenmesinde birinci asama içinin sıvı dolu olup olmadığını değerlendirmektir. Eğer kitle tamamen sıvı ile dolu ise buna kist adi verilir ve iğne aspirasyonu kisti boşaltmak için kullanılır. Eğer kitlenin içinde sıvı yok ya da kitle sıvının alınmasından sonra da sebat ediyorsa iki durum söz konusudur. Birincisi işlem esnasında iğnenin içine gelen tümör hücreleri laboratuara gönderilerek içinde şüpheli hücreler olup olmadığı araştırılır. İkincisi eğer hücre alınamadı ya da şüpheli hücrelere rastlandıysa tümörün yerinden çıkarılması için hastaya cerrahi biyopsi önerilir.

Tümör yerinin iğne ile belirlenmesi ne demektir?

Meme filminde şüpheli bir kitle belirlendiği zaman bu bazen muayeneyle saptanamayacak veya elle hissedilemeyecek kadar küçük olabilir. Cerrahin şüpheli dokunun içinde bulunduğu doğru yeri çıkarabilmesi için kitlenin nerede olduğunu gösteren bir kılavuza gereksinimi vardır. İğneyle yer belirleme şüpheli bölgeye sokulan bir telle tümörün yerinin belirlenmesi için meme filminin kullanılmasıdır. Bunun için önceden telin sokulacağı deri uyuşturulduğu için işlem tamamen ağrısızdır. Meme filmi kılavuzluğunda tümörün içine sokulan bir iğnenin içinden özel bir tel geçirilir ve iğne çekildikten sonra tel yerinde kalır. Sonra yeniden çekilen bir meme filmi ile telin tümörün içinde olduğu kanıtlanır. Cerrah teli bir kılavuz olarak kullanıp biyopsi esnasında şüpheli dokunun tamamını çıkarır.

Açık cerrahi biyopsi ne demektir?

Pek çok hasta için cerrahi biyopsi hastaneye yatırılmayı gerektirmeyen, herhangi bir hastane polikliniği veya doktor muayenehanesindeki bir küçük ameliyathanede uygulanabilir. Bu küçük operasyon için randevu verilen saatte hastanede olmanız ve yanınızda müdahale tamamlandıktan sonra sizi eve götürecek bir yakınınızın bulunması gereklidir.

Cerrahi müdahaleden önce bir anestezi uzmanı tarafından ziyaret edileceksiniz ve damarınıza ağrı tedavisi için bir iğne uygulanacak. Cerrahiniz sizi ziyaret ederek yapacağı müdahale hakkında bilgi verecek ve ardından tamamı bir saati geçmeyecek olan ameliyatı yapacaktır. Ameliyat esnasında cerrah deriye alacağı tümöre yakın ve kozmetik açıdan çok iyi sonuç verecek küçük bir kesi yapar.(Örneğin deri renginin değiştiği meme başının kenarına) Memedeki kitle ve etrafındaki bir miktar normal doku çıkarılır. Pek çok olguda ameliyathanedeyken tanı koymaya yarayan frozen section denilen bir yöntemle tümör tahlil edilir. Deriye yapılan kesi dikişlerle kapatılarak biyopsi işlemi bitirilir. Kendinizi oturabilecek kadar iyi hissetmenizi bekleyeceğiniz bir yatağa alınacaksınız ve sonra giyinmenize yardim edilecek. İyileşme döneminizde doktorunuz çıkarttığı dokuyla ilgili ilk sonuçlar ve bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili bilgi vermek için tekrar yanınıza gelecektir. Bir hafta kadar bir zaman içinde dikişleriniz alınacak ve bu süre içinde patoloji raporunuz da hazır olacaktır.

Meme kanserinin tipleri nelerdir?

Invaziv ve noninvaziv adi verilen iki çeşit meme kanseri vardır.

  • İnvaziv meme kanserlerinde kanserli hücreler normal süt kanalı veya süt bezinin duvarının bütünlüğünü bozmuştur. Buna bir örnek en sik görülen meme kanseri tipi olan infiltratif duktal karsinom’dur.Invaziv meme kanserleri bölgesel olarak cerrahi tedavi ve muhtemelen sua tedavisi ile ortadan kaldırılırlar. Bu bölgesel tedaviye ek olarak genellikle kemoterapi ve/veya hormon tedavisi seklinde sistemik tedaviye gerek duyulur.

  • Noninvaziv meme kanseri, tanı esnasında kanser hücrelerinin süt kanalı veya süt bezinin içinde olduğu duvar bütünlüğünü bozup dışarıya taşmadığı kanser tipidir. Bazı doktorlar non invaziv lejyonları meme kanseri olarak kabul ederken bazıları da prekanseröz -yani ilerde kanserleşebilecek hastalıklar- olarak kabul eder. Bu tür noninvaziv tümörlerin en sik rastlananı Ductal Carcinoma in Situ veya daha sik kullanıldığı sekliyle DCIS’dir. Non invaziv meme kanserleri cerrahi ve nadiren sua tedavisi olmak üzere bölgesel yöntemlerle tedavi edilirler.

Lenf bezelerim pozitifmiş. Bunun anlamı nedir?

Ameliyat esnasında koltuk altındaki lenf bezelerinin alınmasının nedeni tümörden kopan meme kanseri hücrelerinin bezelere ulaşıp ulaşmadığını anlamaktır. Eğer koltuk altı lenf bezelerinde meme kanseri tespit edilirse bu durum kanserin nüks etmesi olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Bu risk artırıcı faktör nedeniyle büyük olasılıkla size kemoterapi ve/veya hormonal tedavi gibi ilave sistemik tedavi önerilecektir.

Doktorum bana sadece tümörün çıkarılması veya memenin alınması arasında bir tercih yapmamı söyledi. Kararımı neye göre vermeliyim?

Önem sırasına göre karar vermenize yardımcı olacak faktörler şunlardır. Klinik çalışmalar özellikle erken evrelerde sadece tümörün çıkarıldığı veya memenin çıkarıldığı hastaların ortalama yasam süreleri arasında fark olmadığını göstermektedir. Bu demektir ki eğer doktorunuz size böyle bir seçim sansı verdiyse bilin ki seçiminiz ne olursa olsun yasam sansınız aynidir. eğer tümörün çıkarılması ameliyatını seçerseniz bilin ki sua tedavisi mutlaka gerekli olacaktır. Yok eğer memenin alınması ameliyatını tercih ederseniz estetik ameliyatlarla yeniden meme yapılabileceğini veya dıştan takılan meme protezleri kullanabileceğinizi bilin.

Doktorum sua tedavisine ihtiyacım olduğunu söylüyor. Neden ve bu tedaviden ne beklemeliyim?

Sua tedavisi, lokal nüksleri azaltmak amacı ile hastalara uygulanır, böylece tümörün, çıkartıldığı bölgede yeniden büyümesi önlenmiş olur. Sua tedavisi günlük olarak her seansta bir kaç dakikadan oluşur. (İlk seans biraz daha uzun sürebilir.) Her hasta haftada 5 gün 5-6 hafta sua tedavisi alır. Sua tedavisinin sık yan etkileri arasında deri kızarıklığı, güneş ışığı reaksiyonu, halsizlik ve nadiren bulantıyı sayabiliriz. Sua tedavisinin yan etkileri birikicidir. Bu nedenle tedavinin 3. ve 4. haftasına kadar bu zorluklarla karsılaşmayabilirsiniz .

Kemoterapi nedir? Yan etkileri nelerdir?

Kemoterapi, kanser hücrelerini vücudun neresinde olursa olsun öldürmeyi amaçlayan sistemik bir tedavidir. Bütün kemoterapi çeşitlerinin bazıları çok ciddi olabilen yan etki potansiyeli vardır. Farklı ilaçlar farklı yan etkilere sebep olabilir. Bu nedenle aldığınız ilaçlar hakkında doktorunuza danışın. Bazıları hariç, kemoterapinin yan etkilerinin çoğu geçicidir. Kemoterapinin sıklıkla karşılaşılan yan etkileri şunlardır: Saç dökülmesi, bulantı ve kusma, halsizlik, kan hücrelerinde azalma ki enfeksiyona yakalanma ve kanama risklerini arttırır ve erken menopozdur. Bu yan etkiler ile mücadele kesinlikle zor olduğundan bunlar ortaya çıktığında etkili pratik stratejiler mevcuttur. Bulantı kusma ve düşük kan sayısını ortadan kaldıracak veya azaltacak değişik tip tedaviler vardır. Saç dökülmesi için çok iyi peruklar ve şapkalar vardır. Bu yan etkilerin ortaya çıkardığı ruhsal konularla uğraşmak daha farklıdır. Kemoterapi almış birisi ile konuşmak faydalı olur.

Hormon tedavisi nedir ve neden doktorum bu tedaviye almamı öneriyor?

Meme kanserinin birçok çeşidi büyümeleri için hormonlara bağımlıdır. Vücut hormonları üzerinde değişiklik yapacak tedaviler meme kanserinin büyümesini duraksatır ve tümörlerin büzülmesi ile sonuçlanabilir. Ayrıca hormon tedavisi diğer memede kanser gelişme riskini azaltmak için de kullanılabilir. Hormon tedavisinin yan etkileri vardır ve sik görülenler şişmanlama,  vücudun su toplaması ve menopoz belirtileridir. aldığınız ilacın spesifik yan etkilerini doktorunuza danışabilirsiniz.

Lenf ödem nedir ve bu problemi en aza indirmek için neler yapabilirim?

Lenf ödem meme ve koltuk altı bezeleri cerrahisi (koltuk altı bezelerine sua tedavisi ) uygulanan tarafta kolun şişmesidir. Bu sislik tedaviye bağlı lenf akiminin bozulması nedeniyle lenf sıvısının birikiminden kaynaklanır. Lenf ödem kalıcı bir durum olabildiğinden , birçok kadın orta derecede sislikler ile karsılaşabilir. Lenf ödem tedavisinde birçok efektif yol vardır ve en iyisi bunlardan birini denemek ve olmasını engellemektir. Aşağıdaki öneriler National Lymphedema Network’dan alınmıştır ve bir çok kadında yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.

  • Kesinlikle koldaki eldeki,parmaklardaki veya göğüs duvarındaki en küçük bir şişliğe bile aldırmazlık yapmayın. (Doktorunuzla acilen görüsün)

  • Tutulan koldan enjeksiyona veya kan alınmasına asla izin vermeyin.

  • Tutulmamış koldan kan basıncınızı ölçtürün.

  • Ödemli kolu veya riskli kolu temiz tutun.

  • Tutulan kolu zorlu ve tekrarlayan hareketlerden sakinin (Fırçalamak, İtmek, Çekmek)

  • Tutulan kolla ağır kaldırmayın.Askılı olan çantaları taşımayın.

  • Tutulan parmak veya kola elastik bantlar ve siki mücevherat takmayın.

  • Banyo yaparken, bulaşık yıkarken, güneş banyosu yaparken (sauna ve küvet yasak) sıcaklık farklılıklarından sakının.

  • Kolunuzu güneşten koruyun.

  • Her çeşit travmadan uzak durun (sıyrık, kesik güneş yanığı, ve diğer yanıklar, spor yaralanmaları, böcek ısırıkları, kedi tırmalaması)

  • Ev işleri, bahçecilik ve benzer işler yaparken eldiven giyin.

  • Tırnaklarınıza manikür yaparken, şeytan tırnaklarınızı kesmekten kaçının (Manikürcünüze söyleyin.)

  • Egzersiz önemlidir.

  • Terapistinizle görüsün.

  • Riskli kolunuzu yormayın, ağrı baslarsa uzanın ve kolunuzu kaldırın.

Tedavim bitti. Bundan sonra neler yapmalıyım?

Kanser tedavilerinizi bitirdikten sonra doktorunuz size ne zamanlarda kontrole geleceğinizi söyleyecektir. Birçok doktor söyle bir program izler: İlk iki yılda 3-4 ayda bir , 3-5. yıllar 6 ayda bir 5. Yıldan sonra yılda bir. Kontrollerde mamografi fizik muayene ve kan testleri yapılmalıdır. Hastalar aylık meme kontrollerini mutlaka kendileri yapmalıdır. diğer testler, doktorunuzun isteğine bağlıdır ve bunlar arasında kemik tomografisi, toraks grafisi ve bilgisayarlı aksial tomografi sayılabilir.

Yazan : Prof. Dr. Abdullah İğci

Share.

About Author

Leave A Reply